web analytics

Mutlu Olmak İçin İhtiyacınız Olan Şey

Mutlu olmak için beynimiz sosyalleşmek isterken mutluluk tercih edilebilir bir seçenek olarak önümüzde duruyor.

Bir çok insanın gerçek anlamda “ben mutluyum” dediğini duymuyoruz. İnsanların çoğu, hatta büyük bir çoğunluğu hep o tamamen yüzde yüz mutlu olacakları o günü arıyor veya bekliyorlar. Peki mutluluk böyle bir şey mi? O gün geldiğinde salt mutluluğa ulaşacak ve ardından hiç mutsuz olmayacak mıyız? Sizlerle beynimizin mutluluğu nasıl sağladığına yönelik yapılan bir deneyi ve bir hemşirenin ölmelerinin hemen öncesinde hastalarından duyduğu pişmanlıkları Henrik Fexeus yazdığı İletişim Dehası kitabından aktarmak istiyorum. Mutluluk üzerine biraz daha düşünmemizi sağlayabileceğini düşündüğümden sizlerle paylaşmak istedim.

Ölmeden Önce Duyulan Pişmanlıklar

Bronie Ware isimli hemşire yıllarca hafifletici bakım hizmetlerinde, yani üç hafta ile on iki hafta arasında ömrü kalmış hastaların bakım hizmetlerinde çalışmış. Yakında hayatları son bulacak bazı hastaların en büyük pişmanlıklarıyla ilgili onlarla konuşmuş. Konuştuğu insanlardan hiç biri Instagram’a yeterince gönderi atamadıkları, yeterince video izleyemedikleri ya da ilk 14 bölümünü izlemektense Dallas dizisinin tüm sezonlarını bitirmediklerinden pişmanlık duyduğunu söylememiş. Onlar söylediği şeyler çok çalıştıkları için hayatlarındaki en önemli ilişkilere yeterince özen gösteremedikleri ve buna rağmen mutlu bir yaşam sürdürdüklerine inanmış olmalarıymış. Bronie bu konuyu şöyle açıklıyor. “Pek çoğu yaşamlarının sonuna gelene dek, mutluluğun bir tercih olduğunu farkedememişti.”

Beynimiz Ne Şekilde Mutlu Oluyor?

Algılardan, düşücelerden ve duygulardan uzak kaldıkça insanoğlunun en temel mutluluklarından birini ıskalanmış olunur, o da başka insanlar ile ilişkiler kurmaktır. Geniş çaplı başka bir araştırmaya bakıldığında araştırma sonucuna göre mutluluk için tek gereken şey ailemi ve dostlarımızla kurduğumuz sağlıklı ilişkilerdir. Tek ihtiyacınız olan şey budur. Elbette diğer bazı etkenler de mevcut ama hiçbiri sağlıklı ilişkiler olmadan işe yaramaz.

Bunu anlama konusunda zorlanıyor olmamız utanç verici. Psikolog Nicholas Epley, Chicago’da işlerine trenle gidip gelen insanlar üzerinde bir test uyguladı. Önce onlara tren yolculuklarında tek başına oturup yalnız olmanın tadını çıkardıklarında mı, yanlarında oturan yabancı biriyle konuştuklarında mı, yoksa normalde ne yapıyorlarsa onu yaptıklarında mı daha keyifli geçtiğini sordu. Katılımcılar en keyifsiz yolculuğun, trende yanlarına oturan biriyle konuşmak zorunda kaldıkları zaman olduğunu söylediler.

Daha ileriki bir tarihte katılımcılara aynı soru farklı şekilde soruldu. Yalnız oturmayı mı, yanınızdaki kişiyle konuşmayı, normalde yaptığınız şeyi trende de yapmayı mı tercih edersiniz? Bilin bakalım insanlar en keyifli tren yolculuğu için hangi cevabı vermiş? Yanlarındaki yabancı bir kişiyle konuşmak zorunda kalmak.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kapalı
Kapalı